Merhaba,
Geçen hafta her şeyin yolunda olmasından söz etmiştik. Bu hafta o yolun içinden bir ana gidiyoruz.
Üzerimde takım elbise vardı. Toplantıya yetişiyordum.
Sunumlar, tablolar, hedefler…
Dışarıdan bakınca her şey yerli yerindeydi.
Ama içimde başka bir şey sessizce yer açıyordu.
Bazen bir nefes darlığı gibi, bazen de “buraya ait değilim” hissi.
O an fark ettim: "İnsan bir yere alışabiliyor, ama her alıştığı yere ait olmuyor."
Kurumsal hayat bana çok şey öğretti. Disiplini, planlamayı, sorumluluğu…
Hakkını Nasıl inkar edebilirim ki ? İnkar edemem...
Ama bir yerde şunu anladım:
Her öğrendiğini aynı yerde uygulamak zorunda değilsin.
Takım elbise bir üniforma değilmiş. Bir dönemmiş.
Onu çıkarınca kimliğim gitmedi. ( Dolabımda etiketi üzerinde duran Takım elbiselerim bile halen var.) Aksine bazı şeyler daha net görünmeye başladı.
Daha yavaş düşünmek, daha az konuşmak, daha çok dinlemek gibi.
O gün " Temelli'deki bahçemizde" henüz toprağa basmamıştım. Ama içimdeki yön çoktan değişmişti.
Değişim bazen adım atmadan önce başlıyor.
Bu hafta bahçede küçük bir bakım günü yaptık.
Büyük oğlumuz üniversite sınavına hazırlanıyor. Artık neredeyse sadece okula giderken, ona uyarladığımız yemek saatlerimizde, en kritik görüşmelerimizi ise arabada konuşabiliyoruz.
Bunu da bir fırsata çevirdik. O kısa dakikaları koruyoruz.
Ama bugün Doruk yanımızda değildi.
Bora hiç büyümesin istiyoruz galiba.
Toprakta, bir şeyleri tamir ederken, cam boncuk yaparken, kampta, doğada… işte ormanda yeşeriyor desem yeridir..
Hayatın büyük kısmı sanırım tam da bu anlarda geçiyor.
Bahçeye çıkınca saate bakmıyorsunuz artık.
O an bir şeylerin yerine oturduğunu anlıyorsunuz.
Yeni tanıştığımız bir arkadaşımız evinde ekmek yapıyor.
O ekmeğin içinde ise yaşanmışlık var, duygu var, lezzet var.
Tek sıkıntısı… İnsana çok ekmek yediriyor.
Üzerine zeytinyağı. Yanında bir tutam kekik, bir tutam kırmızı biber.
Başka hiçbir şey olmasına bile gerek yok.
Bazen en sade sofra en doyurucusu oluyor.
Bunu anlamak için Ağla’ya gelmeniz gerekmiyor.
Ama gelseydiniz, ne demek istediğimi daha iyi anlardınız.
Dönem itibariyle Covid zamanı, online eğitimler, sunumlar, toplantılar...
O gün belki ilk değildi.
Ama bu sefer sebep farklıydı.
Ebru ve çocuklar çantamı hazırladı.
“Yaşam alanımızı bul” dediler.
Ve ben kendimi yola bıraktım.
Ankara’dan Ege'ye Köyceğiz’e doğru...
Bir arayışın değil, bir bulunuşun hikâyesi.
Haftaya anlatacağım.
Mektupları ve blog yazılarını web sitemizden okuyabilirsiniz. Yeni yazılar her hafta ekleniyor.
Zeytinyağımızı merak ediyorsanız: ormandanefes.com
Ağla Köyü’nden sevgilerle,
OrmandaNefes