Merhaba,
Bu ilk mektup. Uzun süredir yazmak istiyordum. Ama "nasıl başlayayım" derken zaman geçti. Sonra fark ettim - En doğru başlangıç, en baştaki duygulara ışınlanmak. " Baştakinin ta kendisi. O yüzden baştan başlıyoruz. Ara sıra günümüze de dokunacağız...
Bu ilk mektubumuz. Uzun olmayacak. Süslü hiç değil. Sadece biraz daha içimizden...
Her şey yolundaydı.İş vardı.Düzen vardı.Çocuklar okula gidiyor, takvim doluyor,yapılacaklar listesi hiç bitmiyordu. Dışarıdan bakınca “şükür”lük bir hayat.İçeriden bakınca ise adı konmamış bir yorgunluk.
Bir yerlere yetişiyorduk ama neyin peşinden koştuğumuzu bazen biz de bilmiyorduk. Sağlıklıydık. Para kazanıyorduk.Düzene uymuş gibiydik. Belki de mesele tam olarak buydu. Her şeyin yolunda olması,bazı soruları sormayı erteliyordu:
“Böyle mi devam edecek?”“Bu tempo gerçekten bizim mi?”“En son ne zaman durduk?”
Hayat dramatik bir kopuş sunmadı bize. Bir kriz yoktu. Mecburiyet yoktu.Ama hafif hafif dürtüyordu. Bazen küçük bir cümleyle,bazen akşamüstü çöken bir yorgunlukla,bazen de içimizden geçen şu hisle: “Artık bir değişim istiyorum. Ve birileri istediği için değil...”
O zaman anladık: Kaçmak istemiyoruz.Savaşmak da istemiyoruz. Sadece…
Biraz daha bilinçli yaşamak istiyoruz. Belki daha yavaş. Belki daha az ama daha gerçek.
Bu önce bir karar değildi.Bir fark edişti. Gerisi zaten yavaş yavaş geldi.
"Her şey yolunda" cümlesi bazen en tehlikeli cümledir. Çünkü soruları susturur. Şikayet etme hakkını elinden alır. "Ne istiyorsun ki, her şeyin var" baskısıyla içindeki sesi kısıtlar. Ben yıllarca o sessizliği taşıdım. Adını koyamadım. Koyamadım çünkü ortada "haklı" bir neden yoktu. Ama şimdi biliyorum: Adı olmayan yorgunluk da yorgunluktur. Sana sormak istiyorum: Sen hiç her şey yolundayken bile bir şeylerin eksik olduğunu hissettin mi? O hissi fark ettiğinde ne yaptın ? Susturdun mu, yoksa dinledin mi?
5 yıl oldu ve Köyceğiz’in Ağla Köyü’ndeyiz. Zeytinler her yıl bambaşka karakterler sergileyebiliyor.
Bu sene havalar kısmen iyi gitti diyebilirim, toprak tuttu. Hasatı ise bitirdik — Her yıl olduğu gibi içimiz kıpır kıpır.
Aynı ama farklı ağaçlar. Farklı bir yıl. Farklı bir yağ. Toprak değişiyor, mevsim değişiyor.Eller aynı kalıyor. Bunu anlatmak zor. Ama tadına bakan anlıyor. ( Dünden bugüne bizim gelişimimizi ve ürünlerimizi takip edenler diyelim.)
Sabah aç karnına bir yemek kaşığı zeytinyağı. Klişe gibi geliyor, biliyoruz.
Gerçekten iyi bir soğuk sıkım yağda his başka. Boğazda hafif bir yanma. Burunda yeşil bir koku. O yanma kötü değil.Canlılığın işareti. Belki de bir sabah denersiniz. Kaldı ki aldığınız ürünleri tüketmelisiniz de :)
Anlattığımız yağı merak ederseniz,bir göz atabilirsiniz: www.ormandanefes.com
Acele yok.Sadece bir bakış. Haftaya devam ederiz.
Ağla Köyü’nden sevgilerle,
Volkan & Aile - OrmandaNefes
Tarih: 05.03.2026